MAKALELER

 

İSLÂMİYET VE TÜRKLER

“Biz Allah tarafından memur olmadıkça bir sefere gitmeyiz” Yavuz Sultan Selim

 

Yaklaşık 4000 yıllık bir tarihi geçmişi olan Türkler, dini inanış bakımdan atalarından, tabiat güçlerinden, âdet ve geleneklerinden, çevrelerinde kurulmuş olan diğer devletlerden etkilenmişlerdir. Türkler arasında başlangıçta en yaygın din Gök Tanrı Diniydi. Türklerin bir kısmı Hıristiyanlığı (Macarlar, Bulgarlar), bir kısmı Museviliği (Hazarlar) seçmişlerdir. Hıristiyanlık ve Musevilik gibi dinleri seçen bazı Türk devletleri, kendi benliklerini kaybetmişler ve Türk kültür ve kimliğini yitirmişlerdir. Türklerin büyük bir kısmı da eski din, yaşayış ve kişiliklerine uygun olarak gördükleri İslâmiyet’i kabul etmişlerdir.

İlk defa Hz. Ömer zamanında, Türklerle Müslümanlar komşu olmuşlardır. Bu sayede bir kısım Türk boyu İslâmiyet ile tanışmıştır. Türklerin İslâmiyet’i seçmelerinde 751 Talas Savaşı’nın etkisi çok büyüktür. Çin ile yapılan savaşta Türkler ile Abbasi Devleti’nin birleşmesi ve zafer kazanması sonucunda, Türkler ile gelişen ticaretin de etkisiyle, Türkler İslâm dinine girmeye başlamışlardır. 800’lü yıllardan itibaren Karluk, Yağma ve Çiğil Türk boylarından başlayarak, Türklerin büyük bir kısmı İslâmiyet’i seçmişlerdir. İtil Bulgarları, Karahanlılar, Tolunoğulları, İhşidoğulları, Harzemşahlar, Selçuklular, Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve diğer Türk Devletleri de, tek din olarak İslâmiyet’i benimsemişlerdir. Benimsemekle kalmamışlar, İslâmiyet’in yayılması ve güçlenmesi için çalışmışlardır.

1071 Malazgirt Zaferi ile Alparslan komutasında Anadolu’ya giren Türkler, Anadolu’nun Türk yurdu olması için çalışmışlar, gittikleri yerlerde İslâmiyet’in yayılmasını da sağlamışlardır.

Türklerin İslâmiyet’i seçmelerinde, Türklerin gök tanrı inancı, Ahiret inancı, dürüstlük, namusluluk, ahlak, temizlik, hoşgörü anlayışları, cennet, cehennem, kıyamet, kurban kesme gibi adet ve inanışları ile İslâmiyet arasındaki benzerliklerin yanında, İslâmiyet’in Cihad anlayışı ile Türklerdeki Kızıl Elma ülküsünün benzerliği de etkili olmuştur.

Türkler İslâmiyet’i seçtikten sonra fetihleri aracılığıyla bu dinin, gittikleri yerlerde yayılmasına vesile olmuşlardır. Osmanlı Devleti ise; İslâmiyet’i üç kıtaya yaymayı başarmıştır. İslam Kültürü ile Türk Kültürünün birleşmesiyle bir Türk-İslâm sentezi ortaya çıkmıştır.

Allah’ın, son Peygamber Hz. Muhammed (SAV) aracılığıyla insanlara indirmiş olduğu kurtuluş dini olan İslâmiyet, peygamberimizden sonra, Dört Halife (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali) döneminde de hızlı bir yayılma göstermiştir. İslâmiyet’in koruyuculuğu olarak nitelendirilen halifelik, Emeviler, Abbasiler aracılığıyla korunmuştur. Halifelik 1517 Mısır Seferi (Ridaniye Savaşı–Yavuz Sultan Selim dönemi) sonucunda Osmanlı Devleti’ne geçmiştir. Osmanlı Devleti, Halifeliğin verdiği manevi kuvvetle Dünyanın her yerine İslâmiyet’i yaymıştır.

Kaynak: www.atatarih.com

 

Copyright(Tüm Hakları Saklıdır.) © 2017 - www.atatarih.com

Sitemizde bulunan bilgi ve belgeler eğitim amaçlıdır. Sitemizde bulunan bilgi veya belgeler telif hakkı kapsamında ise, sahipleri isterlerse sitemizden en kısa zaman içerisinde silinecektir. Bizimle irtibat için iletişim bölümünü kullanabilirsiniz. www.atatarih.com

SOSYAL BİLGİLER, TARİH, COĞRAFYA, VATANDAŞLIK DERSLERİ SİTESİ